Bir Günde Detoks!
Anne olsun ya da olmasın, içgüdüsel olarak kadın sevdiklerine sahip
çıkma eğilimi gösterir. Korumak, kollamak, gelen her tehlikeye karşı
durabilmek, gerektiğinde bir kartal kadar yırtıcı olmak ve her türlü
kötülükle savaşabilmek, kadının doğasında vardır.
Aşkın öyküsü çok eskiye dayanır. Adem ile Havva arasında geçen hikaye,
dünya kurulduğundan beri insanın aşka olan ihtiyacının en belirgin
göstergesidir.
Her kadının vücudu farklıdır. Bu nedenle, orgazmı getireceğini
söyleyebileceğimiz tek bir reçete yoktur. Her kadın, kendisi için neyin
doğru, neyin yanlış olduğunu deneyerek bulmak zorundadır. Bazı
kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar "hassastır" ki, kadın
bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir.Bu alanın, tabii diğer cinsel uyaranlar ile beraber tahrik edilmesi sonucu klitoral orgazma göre daha yoğun ve uzun süren bir vajinal orgazm gerçekleşmektedir. G noktası orgazmı esnasında kadınların çoğunda normal ıslanmayla mukayese edilemeyecek kadar çok bir sıvı aniden salgılanır. Bu sıvı zaman zaman bir bardak dolduracak kadar çok olabilmektedir, ve ani olarak salgılanmaktadır. Bu olay female ejeculation olarak tanımlanmaktadır. Kadında orgazmı sonrasında gelen kadın salgıları içerik olarak erkek menisi ile neredeyse birebir aynı. Bu sıvılar kadının prostata karşılık gelen skene Bezi’nden salgılanıyor, zaten erkekteki sperm sıvısı da prostat bezinin ürünü. Uzmanların önerisi, G Noktası uyarılmasının kadının kendini son derece güvende hissettiği bir yerde gerçekleştirilmesi yönünde. Ayrıca, kadın orgazm olma hedefine değil, sadece o an almakta olduğu zevke yoğunlaşmalı. Uyarı derinlemesine, uzun süreli ve iyice bastırarak yapılmalıdır. İlk önce zevke eşlik eden ve rahatsızlık verecek düzeyde bir idrar yapma isteği hissedilebilir. Stimülasyona devam edildiği takdirde bu duygu ortadan kalkar ve yerini tamamen zevke bırakır. Bir süre sonra, kadında yoğun bir orgazm ve buna eşlik eden ejakülasyon görülür
Hamileliğin son aylarında anneleri bol bol balık tüketen bebekler, diğerlerinden daha iyi gelişiyor. Bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, balığın ceninin büyümesini sağladığını gösterdi… Araştırma ekibi, balığın içindeki Omega 3 yağ asitlerinin kanı daha akışkan hale getirdiğini, rahimdeki kan dolaşımının böylece hızlandığını, bunun da bebeklerin gelişmesine olumlu katkı yaptığını söylüyor.
Haftada 2 öğün balık
Bu nedenle anne adaylarının haftada 2 öğün balık yemelerini öneren uzmanlar, normal kilonun altında doğan bebeklerin 40 yaşından sonra kalp ve tansiyon gibi hastalıklarla karşılaşma riskinin daha yüksek olduğunu hatırlatıyor.
12 bin kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre hamileliğin son aylarında bol bol balık tüketen kadınların bebekleri, diğerlerinden daha uzun boylu ve kilolu olarak doğuyor. Hamileliğin son aylarında anneleri bol bol balık tüketen bebekler, diğerlerinden daha iyi gelişiyor. Britanya’da Bristol Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının 12 bin kadın üzerinde yaptıkları araştırma, balığın ceninleri büyüttüğünü gösterdi.
Uzmanlar, kadınlardan gebeliğin 32. haftasından itibaren ne kadar balık tükettiklerini kaydetmelerini istedi. Bu kayıtlardan yola çıkılarak kadınların, sağlığı olumlu etkileyen Omega 3 yağ asidi tüketimleri hesaplandı. Bilim adamları, çok balık tüketen kadınların bebeklerinin az balık tüketen kadınlara oranla daha büyük olduklarını, balığın ceninin büyümesi üzerinde olumlu etki yaptığı gözlendi. Normalde 10 bebekten biri küçük doğuyor, ancak balık tüketmeyen kadınlarda bu sayı sekizde bire çıkıyor. Araştırma ekibinin başkanı Dr. Imogen Roberts, balığın içindeki Omega 3 yağ asitlerinin kanı daha akışkan hale getirdiğini, rahimdeki kan dolaşımının böylece hızlandığını, bunun da bebeklerin gelişmesine olumlu katkı yaptığını söylüyor. Bu nedenle gebe kadınların haftada iki öğün balık yemelerini salık veren Dr. Roberts’a göre, doğum sırasında normal kilonun altında olan bebeklerin 40 yaşından sonra kalp, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıklarla karşılaşma riski daha yüksek.
Balığın, hamilelik süresini uzatmadığına dikkat çeken uzmanlar, doğrudan alınan balık yağının ise hamilelik süresini uzattığını, ancak kilo ve boyu etkilemediğini belirtti. Ancak gebelerin, yüksek miktarda civa içeren kılıç balığı, köpek balığı ve ton balığından uzak durmaları gerekiyor.
Araştırmacılar, sentetik pheromone içeren parfüm kullanan kadınlarla erkeklerin daha çok birlikte olduğunu, parfümün uyarıcı ve büyüleyici çekiciliğinin ilişkileri etkilediğini belirledi. Uzmanlar sentetik pheromonenin, seks mıknatısı olduğunu ve kadının seks cazibesini artırdığını iddia ediyorlar.
Uyarıcı etki yapıyor
San Francisco State Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, pheromone bulunan normal parfüm kullanan kadınların,
içinde pheromone bulunmayan parfüm kullanan kadınlara göre erkeğin daha
fazla ilgisini çektiği saptandı. Phoromone bulunan parfüm kullanan kadınların %74′ü, erkeğin ilişkisinin üç kat veya daha fazla artmasını körüklerken, pheromone bulunmayan parfüm kullanan kadınların %23′ünde aynı oran belirlendi.
Erkeğe daha çekici geliyor
Pheromone bulunan parfüm kullanan kadınların, erkeğe cinsel açıdan daha çekici geldiği, pheromonenin kokusunun değil güçlü kimyasal etkisinin erkekte seks arzusu yarattığı düşünülüyor.
Pheromone bulunan parfüm kullanan kadınların, erkek arkadaşları veya eşleriyle öpüşme, romantik yaklaşma ve okşanma oranının haftada birden 6′ya, sevişme sayısının da birden 4′e çıktığı belirlendi. Pheromone içersin ya da içermesin parfüm, binlerce yıldır insanların aşk iksiri olarak kullanılmıştır ve insanlık var oldukça afrodizyak özelliğiyle baş tacı olacaktır.
Evli çiftler arasında baş gösteren cinsel isteksizliğin en önemli nedenlerinden biri, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi. Evliliklerde cinsel çekimin azalması sevginin de yavaş yavaş bittiğinin habercisiymiş gibi gelir çiftlere. Oysa gerçek sebep fiziksel ve duygusal bir takım rahatsızlıklar olabilir. Bu nedenle öncelikle problemin ne olduğunu araştırmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.
Evliliklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir.
Kadınlarda cinsel soğukluğun nedenleri
Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres,
yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de
rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin
cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir
neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya
da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters
etkilenmenin yıllar sonra bilinçaltından çıkması. Bu sorun, kadının
yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama
geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.
Ağrı, ilişkiden soğutabiliyor
Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda,
kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki
sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir.
Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz
almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de
cinselliğe bakışı farklı olacaktır.
Libido yani cinsel isteğin kaybolması
Libido
kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk
yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman
sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido
kaybına bağlıdır.
Libido kaybına çiftlerin psikolojik yapılarındaki değişiklik neden
olabilir. Genel olarak evli çiftlerde libido kaybının nedenlerini şöyle
sıralayabiliriz:
- İstenmeyen gebelik korkusu
- İlişkiye girmeyi önleyen korkular
- Kişinin psikolojik durumundaki değişiklikler
- Sosyal ve ekonomik nedenlere bağlı stresler
- Travmaya neden olan tıbbi müdahale
- Vajinanın penisi içine alması sırasında ağrı olması
Eğer kadında bir takım jinekolojik rahatsızlıklar baş gösterdiyse bunlar da cinsel soğukluğa yol açabilirler. Eğer kadın doğum gibi büyük bir değişiklik yaşadıysa vücudunun yeniden eski ritmini yakalaması üç aylık bir süre isteyecektir. Bu arada kadının annelik, eşlik, evinin kadını gibi konularda aklının karışması da cinselliğe zaman ayırmasını engelleyici etkenlerden olabilir.
Erkeklerde cinsel soğukluk
Toplumumuz kadına yatakta ne kadar baskı yapıyorsa erkeği de o kadar
serbest bırakıyor. Performansından şüphe edilmeyen erkek de kendisine
gösterilen bu güveni baskı olarak algılayabiliyor oysa. Erkeklerde de
bazı fizyolojik sorunlar sıkça görülebiliyor. Cinsel fonksiyon
bozuklukları ile uğraşan uzmanlar öncelikle ilk iş olarak olayın
fiziksel mi, yoksa psikolojik mi olduğunu araştırıyorlar.
Fiziksel rahatsızlıklardan ileri gelen cinsel isteksizliğin bir takım konsültasyonlarla ortadan kaldırılması mümkün. Bu fiziksel rahatsızlıklar çoğunlukla kalp - damar hastalıkları, bazı hormon veya enfeksiyon hastalıkları ile libido üzerinde olumsuz etki yapan ilaçların neden olduğu hastalıklar oluyor. Psikolojik nedenlerden bazıları ise stres, sürmenaj, kendine güven eksikliği, çift arasında yaşanan sorunlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda çiftlerin aralarındaki problemleri çözmek üzere bir evlilik uzmanının yardımını almaları gerekebilir.