| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

saç bakımı,saç bakımları,saç

Yazılar arşiv 03.2009 Other entries in 2009-03 resimler, videolar

Sağlığın Yolu Balıktan Geçer

Sağlığın Yolu Balıktan GeçerSağlıklı bir vücut ve ruh sağlığı için balığın, haftada 3 kez tüketilmesi gerektiği belirtildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Alparslan, balığın, haftada 3 kez tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Alparslan, yaptığı açıklamada, balık etinin, yağıyla birlikte son derece yararlı bir besin olduğunu bildirdi.

Balıkta "OMEGA 3 ve OMEGA 6" yağ asitleri, A, B ve K vitaminleri ile magnezyum, selenyum, fosfor gibi minerallerin yoğun olarak bulunduğunu ifade eden Prof. Dr.  Alparslan, hangi balığın ne kadar sıklıkla ne ölçüde ve de hangi mevsimde tüketileceğinin de önemli olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Alparslan, Türkiye’de her mevsim yenilebilecek balık türlerinin bulunduğunu, pişirme yöntemlerinin de sağlıklı beslenmede etkin rol oynadığını bildirdi.

Balığın kızartılmadan, tava, ızgara, pilaki ya da sebzeli olarak tüketilmesinin sağlık açısından daha uygun olduğunu, bu besinin, beslenme diyetine dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Alparslan, "Hepimizin, özellikle de sporcu ve mankenler gibi meslekleri gereği ince ve zarif kalmaları gereken kişiler, diyetlerinde balığı asla uzak tutmasınlar" dedi.

Prof. Dr. Alparslan, çok lezzetli ve yararlı bir gıda olan balığın, haftada ortalama 3 kez tüketilmesinin faydalı olacağını söyledi.

-BALIK, YAĞLANMA MEVSİMİNDE TÜKETİLMELİ-

Prof. Dr. Mustafa Alparslan, balıkların, belirli mevsimlerde yağlandığını, bu dönemde çok lezzetli olduklarını bildirdi.

Sarpa balığının, deniz otlarıyla beslendiğini, koruk zamanı, yani mayıs ayında bu balığın lezzetinin doruğuna eriştiğini ifade eden Alparslan, diğer zamanlarda balıkta aynı lezzetin bulunamayacağını belirtti.

Özellikle Saros Körfezi ve Gelibolu sardalyasının lezzetiyle ünlü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alparslan, hamsinin aralık ayından başlayarak mart ayına kadar tüketilmesinin mümkün olduğunu, hamsinin lezzetini içinde yaşadığı
merada sindirim sistemine dahil ettiği tek hücreli canlıların çeşitliliğinden ve içinde yaşadığı deniz suyunun özelliklerinden aldığını açıkladı.

Balığın, diyette olanlar, fiziklerine önem verenler ve çeşitli rahatsızlıkları olanlar için olmazsa olmaz bir gıda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Alparslan, şöyle konuştu:

"Gelişmiş ülkelere baktığımızda, balığın çok yüksek oranlarda tüketildiğini görüyoruz. Bizde ise kişi başına yılda 8 kilogram gibi bir rakam karşımıza çıkıyor. Bu oran Japonyada 90, ABD’de 23, Avrupa Birliği ülkelerinde ise ortalama 22 kilogram. Hep diyoruz, 3 tarafımız denizlerle çevrili ama biz bu denizlerden ne kadar yararlanabiliyoruz? Sağlıklı beslenmek için su ürünlerini tercih etmeliyiz. Hatta büfelerde dahi sandviç ve tostlarda balığın kullanılmasını ve tüketiminin yaygınlaştırılmasını, insan sağlığı açısından çok önemsiyoruz."

İleri Yaşlarda Görülen Baş Ağrıları

İleri Yaşlarda Görülen Baş Ağrılarıİleri yaşlarda ilk kez karşılaşılan ya da karakter değiştiren baş ağrılarının nedeni diğer yaş gruplarından farklıdır ve altta yatan nedenin ortaya çıkarılabilmesi için ayrıntılı inceleme gerekir.

Dr. Hasan İnsel

Geçen gün nöroloğumuz Dr. Dilara Nuzumlalı, ileri yaşlarda görülen baş ağrılarının dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu anlatıyordu. Ben de kendisinden bunları sizler için bir toparlamasını rica ettim. Dr. Nuzumla-lı’nın anlatımı ile ileri yaş baş ağrıları...

Baş ağrısı, hemen hepimizin hayatında en az bir kez yaşadığı bir ağrı türüdür. Yaş ilerledikçe pek çok hastalık ve hastalık belirtisinin görülme sıklığı arttığı halde, baş ağrısının görülme sıklığı azalır. Geniş hasta gruplarını kapsayan çalışmalardan bir örnek verecek olursak: 21 - 34 yaş arası kadınların yüzde 92, erkeklerin yüzde 75’inde; 55 yaş üzeri kadınların yüzde 66, erkeklerin yüzde 59’unda; 75 yaşın üzerindeyse kadınların yüzde 55, erkeklerin yüzde 22’sinde baş ağrısına rastlanmaktadır.

Baş ağrısının nedenleri de yaş gruplarına göre farklılıklar gösterir. Genç yaşlarda baş ağrısı çoğunlukla birincil tiptedir. Yani bilinen ya da ortaya çıkarılabilen bir hastalıkla ilişkisi yoktur. İleri yaşta ise ikincil baş ağrılarına daha sık rastlanır. Bu nedenle altta yatan bir neden olup olmadığı konusunda dikkatli bir değerlendirme gerektirir.
- Depresyona eşlik eden gerilim tipi baş ağrısı, ileri yaş grubunda en sık rastlanan baş ağrısıdır. Ağrı genellikle iki taraflıdır; ense, şakaklar ya da başın ön kısmından başlayıp üst kısma doğru yayılır. Ağrı tipi künt, sıkıcı veya baskı şeklindedir. Baş, bir bantla çevrelenmiş gibi ya da bir mengeneyle sıkılıyormuş gibi diye tanımlanır. Günlerce sürebilir.

- Migren, ortaya çıkma sıklığı yaşla azalma gösteren bir hastalık olmakla birlikte, yüzde 2 oranında ileri yaşlarda da başlayabilir. Migrene eşlik eden görme bozukluğu, vücudun bir yarısında uyuşma, konuşma ve davranış bozukluğu gibi tabloların varlığı halinde, bu belirtilerin “geçici iskemik atak” dediğimiz beyin damar hastalıklarından ayırt edilmesi gereklidir. Geçici iskemik ataklar, daha sonra gelişebilecek inmelerin ön belirtisi olabilir.
- Trigeminal nevralji (yüzün duyusunu sağlayan sinirin ağrısı), tipik olarak tek taraflıdır. Trigeminal sinirin bir veya birkaç dalında çok kısa süreli, ani, keskin, saplanıcı, şiddetli bir ağrıdır. Tıraş olma, konuşma, diş fırçalama gibi uyaranlarla tetiklenebilir. Gün içinde çok sayıda tekrarlar. Nörolojik muayene normal bile bulunsa, görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmelidir.

- Temporal arterit, belirti ve bulguları arasında baş ağrısı, görme kaybı, halsizlik,  kas ağrısı ve güçsüzlüğü yer alır. 50 yaşından sonra görülme sıklığı dramatik olarak artar. Erkeklerde kadınlara göre daha çok görülür. Baş ağrısı karakter değiştiren ya da yeni ortaya çıkan  ileri yaştaki hastalarda temporal arterit mutlaka akla gelmelidir. Tipik olarak şakaklarda yerleşen, sürekli, zonklayıcı bir ağrıdır. Kafa derisinde aşırı duyarlılık ve şakak damarında nabız yokluğu saptanır. Tedavi edilmediğinde, en korkulan sonuç görme kaybıdır.

-Hipnik baş ağrısı, sıklıkla 60 yaşın üzerindeki kişilerde, gece uykuya daldık-tan sonra ortaya çıkan ve genellikle aynı saatte, uykudan uyandıran  bir baş ağrısı-dır. Başın her iki tarafında yerleşir. 15 dakika - 3 saat arası devam eder. Yeniden uykuya daldıktan sonra tekrarlayabilir.

Nedenler ve tedavi farklılık gösterir

Baş ağrısı neden-leri arasında boyun omurları ve çene ekleminin dejeneratif bozuklukları ve glokom da unutulmamalıdır. İyi tedavi edilmemiş hipertansiyon, primer ya da metastatik beyin tümörleri ile beyin damarlarının tıkanma ya da kanaması da baş ağrısı nedenidir ve  bu hastalıkların ileri yaşlarda ortaya çıkma sıklığı artmaktadır.
Yaş ilerleyince çeşitli sağlık problemleri için değişik ilaçlar kullanılmaya başlanır. Aşırı ağrı kesici kullanımı, bazı tansiyon ilaçları ve kalp damarlarının genişlemesini sağlayan ilaçlar ile östrojen hormonu da baş ağrısına neden olabilir.

İleri yaş grubunda baş ağrısı tedavisi de farklılık gösterir. Migren tedavisinde kullandığımız bazı ilaçları, koroner arter hastalığı olan hasta-larda kullanamayız. Benzer şekilde arterit tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da hipertansiyonu ve şeker hastalığı olan hastalarda daha dikkatli kullanılmalı.

Görüldüğü gibi ileri yaşlarda ilk kez karşılaşılan ya da karakter değiştiren baş ağrılarının nedeni diğer yaş gruplarından farklıdır ve altta yatan nedenin ortaya çıkarılabilmesi için ayrıntılı inceleme gerekir.

Sonuç olarak  50 yaş üzerinde bir kişide yeni gelişen ya da karakter değiştiren bir baş ağrısı olduğunda mutlaka doktora danışılmalıdır.

Düşük bel yağ yapıyor

Düşük bel yağ yapıyorSon yıllarda gençler arasında kullanımı yaygınlaşan düşük bel pantolonlara “uzun süreli kullanımı zararlıdır” uyarısı konulması istendi.

Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Giyim Endüstrisi ve Moda Tasarımı Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şule Çivitci, insanlar üzerinde modanın psikolojik etkisinin birçok araştırmada ortaya konulduğunu belirterek, modanın insanları etkileyen bir akım yaratmasının kitlelerin benzer giyinmesini beraberinde getirdiğini bildirdi.

Son yıllarda kullanımı artan düşük bel pantolonların estetik ve sağlık açısından zararlarının görüldüğünü, düşük bel modasının etkisi altında kalan kuşakların risk taşıdığının söylenebileceğini kaydeden Çivitci, şunları söyledi:

“Bel bölgesindeki kalınlaşmanın estetik anlamda rahatsızlıklara sebep olduğu aynı zamanda sağlığı da olumsuz anlamda etkilediği bilinmektedir. Dolayısıyla insanları etkileyecek moda akımlarını yaratırken modacıların insanların hem psikolojik sağlığını hem de bedensel sağlıklarını göz önünde bulundurmaları bir toplumsal sorumluktur. Amerika'nın bazı eyaletlerinde düşük bel pantolonlar ahlaki açıdan değerlendirilerek yasaklanmıştır. Hem toplumun ahlaki yapısına zarar veren hem de insan sağlığını olumsuz etkileyen düşük bel modasının artık yerini başka modellere bırakması modacıların ve işletme sahiplerinin göz ardı etmemesi gereken bir durumdur. Düşük bel modası devam etse bile üreticilerin, düşük bel giysilerin uzun süreli kullanım zararları konusunda giysilere bilgi etiketleri koymaları tüketiciler açısından faydalı olabilir.”

Çivitci, vücut estetiğinin bozulmasına neden olacak tek tip model ve giysiler tercih etmenin sağlık açısından sakıncalı olduğunu belirterek, tüketicilere giysilerini çeşitlendirmelerini, zaman zaman vücudu toparlayıcı, bel bölgesini kavrayan giysiler tercih etmelerini veya medikal bel korsesi kullanmalarını önerdi.

300 GENÇ KIZ ARASINDA YAPILAN ARAŞTIRMA

Doç. Dr. Çivitci, Kırıkkale Üniversitesi Keskin Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Fatma Bulat ile yaptıkları çalışmada, düşük bel pantolon kullanımının vücut şeklini bozduğunu belirlediklerini söyledi.

Bel bölgesinde meydana gelen yağlanma ile düşük bel pantolon kullanma arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya çıkarmak için Kırıkkale'de 6 ay ve daha fazla süreyle çoğunlukla düşük bel pantolon giyen 16-24 yaşlarındaki 300 genç kızdan beden ölçülerini aldıklarını bildiren Çivitci, kızlardan toplam 2100 beden ölçüsünün istatistiksel sonuçlarını daha önceki antropometrik araştırma sonuçlarıyla karşılaştırdıklarını kaydetti.

Daha önce yapılan çalışmalar ile bulgularını karşılaştırdıkları zaman bütün boy, beden çevresi, kalça çevresi ölçülerinin benzerlik gösterdiği ancak bel çevresi ölçüsünde yıllara göre artış olduğu gördüklerini bildiren Çivitci, “16-24 yaş arasında bulunan genç kızların bel çevresi ölçülerinin diğer araştırmalardaki bel çevresi ölçülerinden daha geniş olduğunu belirledik. Bu genişliğin yıllara göre arttığını, bu artışın düşük bel modasından önceki araştırmalar ve araştırmamız arasındaki ölçümlerde daha belirgin olduğunu saptadık” dedi.

GİYSİLERİN YARATTIĞI BASKI

Pantolonlarda düşük bel modasının uzun zamandır geçerliliğini korumasının, bu tür pantolonları kullananların bel çevrelerinde farklılıklara yol açtığı ifade eden Çivitci, bu farklılıkların giysilerin yarattığı baskıyla yakından ilgili olduğunu vurguladı.

Karın bölgesinin altında kalan pantolonların göbeği ve yan bölgelerdeki yağ gruplarını açıkta bıraktığı ve aşağıda oluşan basınç yan yağ dokularının gelişigüzel şekil almasına katkıda bulunduğuna dikkati çeken Çivitci, şunları söyledi:

“Genel anlamda aşırı yağlanmanın sebepleri düzensiz beslenme, fazla yeme, yaşlılık, az hareketli bir yaşam şeklinde sıralanmaktadır. Bizim üzerinde durduğumuz konu ise ince belli insanların tarihe karışmasının nedenleridir. Bel bölgesindeki yağlanma tek başına giyinme alışkanlıkları ile doğru orantılı olmasa da bel bölgesini kapatan giysinin oluşturduğu baskı bu bölgelerde korse etkisi yaratarak yağlanmanın gelişigüzel olmasını engellemektedir.”

A.A

Hamilelik kiloları bebeği şişmanlatabilir

Hamilelik kiloları bebeği şişmanlatabilirHamilelikte alınan fazla kiloların, bebeği şişmanlatabileceği bildirildi

 

Amerikalı bilim adamlarının 40 binden fazla kadın ve bebekleri üzerinde yaptığı araştırma, hamilelikleri sırasında 18 kilogramın üstünde kilo alan kadınların bebeklerinin şişman doğma olasılığının, bundan daha az kilo alanlara göre yaklaşık iki kat fazla olduğunu gösterdi.

Araştırma çerçevesinde her 5 kadından birinin hamileliği sırasında çok fazla kilo aldığı ve böylece bebeklerinin 4 kilogram veya üzerinde doğma olasılıklarını ikiye katladıkları ortaya çıktı.

Bilim adamları, hamilelikleri sırasında 18 kilogramın üzerinde kilo alan kadınların, gebelikte gelişen diyabete yakalanmamalarına rağmen şişman bebek dünyaya getirme olasılıklarının, daha az kilo alanlardan fazla olduğuna dikkati çektiler.

İncelenen hamile kadınlardan 18 kilogramın üzerinde kilo alanların yüzde 20’sinin şişman bebekler dünyaya getirdiği, daha az kilo alan kadınların şişman bebek doğurma oranın ise yüzde 12’den az olduğu belirtildi.

Obstetrics & Gynecology dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarı, Kaiser Permanente Sağlık Araştırma Merkezi’nden doktor Teresa Hillier, araştırmanın, kadınlara hamilelikleri sırasında fazla kilo almamaları yönünde önemli bir mesaj olduğunu söyledi.

Bir Günde Detoks!

Bir Günde Detoks
İlk olarak size sorun teşkil eden toksin kaynaklarını belirleyin. Beslenme alışkanlıklarınıza bir göz atın. Fazla kilonuz varsa, bilin ki, kilolar da toksin üretirler. Organik ya da en azından doğal sebze, meyve gibi besinlere yönelin.
Detoksu bir yaşam biçimi haline getirmeye çalışın. Kafein, sigara ve alkolden uzaklaşın. Yağ tüketiminize dikkat edin. Hayvansal yağlardan uzak durun.
Detoks sadece beden değil, aynı zamanda ruhun da temizliğidir.  Hayata daha pozitif bakmayı, yardım etmeyi, eğlenmeyi, gülmeyi, sevmeyi,sosyalleşmeyi de yaşamınıza sokar.
Detoks bir programdır. Size özel olarak düzenlenecek kürleri uygulamanız çok faydalı olacaktır. Ancak, gidip bir detoks merkezinden yardım alacak durumunuz yoksa, işte size bir günlük program. buradan yola çıkarak, kendiniz için yeni bir rota belirleyebilirisiniz.
-    Öncelikle rahat ve boş bir gün belirleyin.
-    Psikolojik olarak kendinizi detoks için hazırlayın.
-    Detoks günü seçtiğiniz günden bir gün öncesinde sigara içmeyin ve alkol almayın.
-    Kafein ve içeriğinde kafein bulunan içecekleri kullanmayın.
-    Güne 1-2 bardak ılık su içerek başlayın.
-    Bedeninizi esnetecek ve gevşemenizi sağlayacak birkaç ısınma hareketi yapın.
-    Daha önceden tecrübeniz varsa yoga da yapabilirsiniz.
-    Dışarı çıkın, 30 dakika yürüyüş yapın. Mümkünse yeşil alanlar veya deniz kenarı gibi oksijeni fazla olan yerleri seçin.
-    Yürüyüş sırasında bedeninizdeki toksinlerden kurtulduğunuzu imgeleyin.
-    Gün boyunca sık sık su, soda ve meyve suyu tüketin.
-    Gün içinde öğün atlamayın.
-    Her fırsatta müzik dinleyin. En azından yapacağınız işlerde fonda rahatlatıcı müzikler çalmasını sağlayın.
-    Öğle yemeğinizi hafif ve uzun tutun. Yemekten yarım saat kadar sonra 30 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Bu yürüyüş sayesinde yediklerinizi daha kolay sindireceksiniz.
-    Ara öğünlerde meyveler, çiğ sebzeler ve sularını tercih edin.
-    Akşam yemeğini en geç 19.00’a kadar yemiş olun. Hafif pişmiş sebzeler, az zeytinyağı, limon ve sirke ile tatlandırılmış salatalar doğru bir seçim olacaktır.
-    Akşam yemeğinden sonra da ufak bir yürüyüş yapın. Bu egzersiz çok daha rahat bir gece geçirmenizi ve keyifli bir uyku uyumanızı sağlayacaktır.
-    Bitki çayları sizi rahatlatacaktır. Özellikle kuşburnu, adaçayı ve papatya sakinleştirici ve gevşetici etkiye sahip olduğundan, vücudunuza faydası olacaktır.
-    Yatmadan önce bir duş yapın. Duş esnasında bedeninize ufak bir bakım uygulayın.  Cildinizi fırçalayabilir, aroma yağlarla hazırlanmış bir küvette dinlenebilirsiniz. Banyodan sonra vücudunuza nemlendirici ile bir masaj yapın.
-    Gününüzü yine müzik dinleyerek bitirin.
-    Yatarken kitap okuyabilirsiniz.
-    Yatak odanızı cep telefonu, televizyon gibi manyetik kirlilik yaratan cihazlardan temizleyin. İyi hava almış ve normal ısıda bir odada uykuya dalın.
-    Düşüncelerinizi, negatif ve kendinizi kötü hissetmenize sebep olan duygularınızı unutarak, huzurlu bir uykuya dalın.

Indola Rapid Blond+ Açıcı

Indola Rapid Blond  AçıcıModayı yakından takip eden kuaförlerin tercihi indola yaz aylarının vazgeçilmez rengi olan sarı tonlarıyla farklılık yaratıyor. Berrak platin görünüm için ideal olan Yeni Rapid Blond+ Açıcı, mavi ve beyaz olmak üzere iki farklı seçenek sunuyor. Rapid Blond+ Açıcı % 6 developer ile 7 tona kadar açma gücü ile saçı yıpratmaz, yeniden yapılandırıcı bileşenler içeren formülü ve daha yumuşak pH derecesi ile saçı korur.

Lifetex

LifetexEylül ayında doğa değişiyor insan hayatına yeni renkler sunuyor. Ancak iklim değişikliği ne yazık ki saçlara iyi gelmiyor, dönemsel saç dökülmelerine yol açıyor. İklim değişikleri, stres, diyet gibi sebeplerden meydana gelen geçici saç dökülmesi problemine karşı Lifetex’in özel olarak geliştirdiği ürünler ile baş derisi onarılıyor ve canlanıyor. Lifetex Canlandırıcı Şampuan, Lifetex Saç Dökülmesine Karşı Losyon ve Lifetex Saç Dökülmelerine Karşı Ampul ile mevsimsel etkenlere karşı korunan saçın dökülme problemi çözülüyor.

Kadın İsterse

Kadın İsterseAnne olsun ya da olmasın, içgüdüsel olarak kadın sevdiklerine sahip çıkma eğilimi gösterir. Korumak, kollamak, gelen her tehlikeye karşı durabilmek, gerektiğinde bir kartal kadar yırtıcı olmak ve her türlü kötülükle savaşabilmek, kadının doğasında vardır.
Kadının içindeki güç, en zor şartlarda bile yaşam mücadelesi verebilecek kadar büyüktür. Hatta doğadaki en sağlam, dayanıklı ve güçlü varlık kadındır.
İçinde var olan o savaşçı ruha rağmen, kadın sadece sevdiği adamın yanında, köşeye çekilebilir, pasifleşir, ihtiyaçlarını ve duygularını ikinci sıraya itebilir. Duyduğu saygı yüzünden, erkeğinden daha güçsüz durur. Bir kadının ruhundaki fırtına, isterse dünyayı yerinden oynatabilir.
Kadın çoğu zaman erkeklerden fiziksel olarak zayıftır. Bilek güreşi yapılsa, erkek birkaç saniye içinde kadını devirebilir. Ancak, yaşamın her noktasında, bir kadın isterse, erkeği ezmesi an meselesidir.
Erkekleri çoğu zaman şaşkına çeviren bir durum vardır. Evliyken veya birlikteyken, ampul değiştirmek konusunda çaresiz duran ve eşinden yardım isteyen bir kadın, üç çocuğuyla hayatta tek başına kaldığında, mucize bir yaşam hikayesi çıkarabilir. Erkekleri biraz sersemleten ve anlayamadıkları şey budur. Adam, kısa bir süre önce, pasif, vasıfsız, sıradan ve kendisi olmadan yaşayamayacağını düşündüğü bir kadını; ayrıldıktan sonra perişan, yerlerde sürünen, burnu sürtülmüş, barışmak için ayaklarına kapanarak af diler halde bulacağını düşünür. Ancak öyle olmaz. Bu, erkeğin dehşete düşerek, kendiyle yüzleştiği önemli anlardan birisidir. Peki, kadının içindeki bu büyük sır nedir?
Gelin, birlikte hayatın içinden, çok sıradan durumları hayal edelim. Bakalım, kadınlar aslında ne yapar, ne söylerler? İlk örneğimizde, kadın mutfakta yemek pişirmektedir. Erkek sofra hazırlanırken televizyona bakıyordur. Elinde, kapağı sıkışmış bir salça kavanozu ile gelir kadın ve “hayatım, şunu açar mısın?” der. Adam, büyük bir güven ve gurur duygusu içine girer, ancak bunu belli etmez. Biraz zorlanarak ve tüm gücünü kullanarak kavanozu açar. Açılmaması halinde, erkek kendini çok berbat hisseder ve bir sürü bahane bulur. “Bir bez getirsene, ellerim kayıyor.” “Nasıl da sıkışmış bu meret” “Ellerin yağlı tutmuşsun kavanozu, benim de elime bulaştı, kayıyor, ondan açılmıyor” Bunlar çok önemli değil, çoğu zaman açılır. Peki, sizce kadın, o kavanozu açmanın en az üç yöntemini bilmiyor mudur? Kavanozun kapağını sıcak suya tutmak, dibine birkaç kere sertçe vurmak, bir bıçağı kenarına sokarak içine hava girmesini sağlamak gibi yolları mutlaka biliyordur. Ancak, bunu eşine yaptırmak, bilinçaltına şu mesajı yollamak içindir: “Sana ihtiyacım var!”
Başka bir örnek verelim. “Hayatım, gardırobun üstünden şu bavulu indirebilir misin?” veya “Sevgilim, şu üst raftaki servis tabağına uzanabilir misin?” cümleleri, size de tanıdık geldi mi? Sizce kadın, sandalyeye çıkıp istediği şeyi almaktan aciz midir? Elbette hayır! Bu durumun alt göndermesi nedir? “Sen olmasan ne yapardım?”
Tüm çetin şartlarda çözüm bulan kadınlar, eften püften şeylere takılıp kalır mı? Yoklukta, iki tahta parçasını bağlayıp dolap yapan; evdeki tek malzemeden üç çeşit yemek çıkaran, eşinin getirdiği azıcık para ile tüm ailesinin ihtiyaçlarını karşılayıp, üstüne üstlük daha kötü günler için para biriktiren kadın; kavanoz kapağını mı açamaz?
Kadın, dünya üzerindeki en özel varlıktır. Yapabildiklerini göstermemesi, bir adım geride durması, erkeğine duyduğu sevgi ve saygıdandır. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” cümlesi, kadın-erkek ilişkisi için söylenmiş, üstünde biraz düşünülmesi gereken önemli laflardan biridir.
Beylerin anlaması gereken şey şudur: Biz, dünyayı yerinden oynatabilecek güce, sizin yaptığınız her işi yapabilecek kapasiteye, direnilmesi gereken her noktada savaşacak ve ayakta kalacak iç disipline, acil durumlarda çözüm getirebilecek beyne sahibiz. Yaparsak, çok daha iyisini de yaparız. Yapmamamız sevgimizden, sizi var etme, hevesinizi kırmama isteğimizdendir. Bunu bilmeli ve yaşam oyunundaki yerinizi doğru korumalısınız. Yoksa kadın isterse….

Sağlıklı Diyetin Özellikleri

Sağlıklı Diyetin ÖzellikleriDüzensiz beslenme, uzun süreli ilaç kullanımı, hormon bozukluğu bir çok etkene bağlı olarak fazla kilo sorunu yaşıyor olabilirsiniz.
Estetik görünüm ve sağlığınız için kilo verme kararı aldıktan sonra uygulayacağınız diyetin olmazsa olmaz özellikleri;
 
Egzersiz planı
 
Kilo vermek, kalp sağlığınızı korumak, cildin gerginleşmesini sağlamak için düzenli egzersiz yapmanız gerekir. Eğer diyetisyeniniz size, ezgersiz yapmadan kilo vereceğinizi vaaediyorsa bir kez daha düşünmelisiniz.
 
Karbonhidrat, protein gibi tüm besin gruplarından oluşan beslenme menüsü
 
Vücudun, sağlığını koruyabilmesi doğadaki bir çok yiyecek ve içeceğe ihtiyacı vardır. Diyet menünüzde sadece bir besin grubuna yönelik yiyecekler varsa, sağlığınız risk altına girebilir. Yeterli ölçülerde protein, karbonhidrat içeren gıdalarda da beslenmelisiniz.
 
Yavaş ama kararlı kilo vermenizi hedeflemesi
 
1 haftada 5 kilo verebileceğinizi vaad eden diyet listeleri sağlığınıza zarar verebilir. Hızlı kilo verme sırasında, vücuttaki kaslar zayıflayabilir, basen ve bel bölgenizde çatlaklar oluşabilir. Diyet yapmayı bıraktığınız anda verdiğiniz kiloları aynı hızla geri alabilirsiniz ve bu kez aldığınız kilolar vücutta yağ olarak depolanır.
 
Ara öğünler için sağlıklı önerilerde bulunması
 
Sağlıklı beslenmede az ama sık yemek önemlidir. Diyet menünüzde ara öğünlerin olup olmadığına dikkat ediniz. Akşam üzeri ya da gece yatmadan önce yemek yemek isteyebilirsiniz. Diyet planınız size bu ara öğünler için sağlıklı öneriler sunmalı. Sebze meyve ile ara öğünleri geçirmek önemlidir ancak onların neler olduğu daha da önemlidir. Faydalı sebzelerden biri olan havuç, içeriğinde şeker bulundurması nedeniyle diyet sırasında tercih edilmemelidir.
 
Günde 2 litre su içmenizi önermesi
 
Su içmenin insan sağlığına faydası sonsuzdur. Vücudu toksinlerden arındırır, cildi temizler, içerdiği kalsiyum ile kemik erimesine karşı koruyucudur. Dolayısıyla diyet listenizde bol su içmek maddesi mutlaka bulunmalıdır.

Kahve İçmeyi Sever misiniz

Kahve İçmeyi Sever misiniz
En sık tüketilen kahve türleri ve kalori değerleri (1 fincan)
 
Filtre Kahve 4 kalori
 
Espresso 5 kalori
 
Capuccino 40 kalori
 
Latte 60 kalori
 
Cafe Mocha 150 kalori
 
Günde bir fincan içilen kahve boşaltım sisteminizi düzenlerken, zindelik verir. Formunuzu korumak için tercih ettiğiniz kahvenin düşük kalorili olmasına özen gösterin.
 
Arada bir bol aromalı, sütlü ve yüksek kalorili kahve içmek de eğlenceli olabilir değil mi?